Gökbel Sarınçöğü Ören Yeri ve Gökbel Sarınçöğü Hitit Muyarı


Gökbel
; Gök sürülerin (Sümer) beli demektir. Kök-Bel şeklinde de geçer. Gök inanışlı KökTürkler’in Bel’i demektir. Göklü (Yüksek) ve yeşil dağlar arasında; aydınlatan, ışık veren yeşil geçit, geçitteki yeşil yayla yeri demektir.

Sarınçöğü; Sarı-nç-Öğ Sarı-Ana-Evi, Sarı Gıpçag Ana’nın Evi, Sarı Ana’nın Evi demektir. Burdaki Sarı, Sarı Kıpçak’lardır. Eski Türkçe’de “öğ” eski Türk evi demektir. Ancak esasen “ana”, “Anne” kelimesinin karşılığı olarak kullanılan bir kelimedir. Yazıtlarda “Ogum, xatum, ulayu, öglerim, ekelerim”  annelerim” şeklinde geçer. Zaten öksüzlük kelimesinin aslı da “öğsüzlüg”tür. Öksüzlük kelimesi ordan gelir.

Sarınçöğü adı, Başoğuzlu Hükümdarı VI.Büyük Bedri’nin annesi Sarı Bacıana’dan gelmektedir. Sarı Bacıana ve onun kadın koruması Farsi Opali-Pan (Menopholis) Büyük Bedri’nin ölümünden sonra uzun bir süre  Romalılara karşı direndiler. Yenilince dağlarda izlerini kaybettirip Derbe bölgesine gelip yerleştiler.

Romaya karşı direnmeyi sürdüren, Büyük Bedri’nin torunu olan Tiran Antipatros Derbeter (Turan Bedri Kızı Atası Dor Bey) Kayseri’den Konya ve Antalya’ya kadar uzanan alanı yönetiyordu. Sarayı, Karaman’daki Derbe antik kentindeydi.[1] Yenilince Sarı Bacıana ve Ariadne Partunope / Er Hatun Peri Tina Aba yani Fırtına Aba Belkıs ile birlikte Homanada yani Gencek bölgesine Sarınçöğü mevkiisine yerleştiler. Mumyalarının halen Gencek’te olduğu tahmin edilmektedir.

Ariadne Partunope / Er Hatun Peri Tina Aba yani Fırtına Aba Belkıs, Belkız / Oğuz Beli’ndeki Zeugma mozaiğinde Büyük Bedri ile resmedilen ve Romalı bazı arkeologlar tarafından tarihi unutturmak ve tarihten silmek için “Hüzünlü Çingene Kızı” veya talih tanrısı olarak adlandırılan baş kadın savaşçıdır. Kralı talihle kurtaran Amazon kızı Kabartay Bacı Adige’dir. Adları çoktur; Atik, Tiche, Ariadne, Er Hatun Fırtına Aba, Fortuna, Partuna Opa, Tina, Partuneope, Fırtına Opa Atina...

Sözün özü; Gökbel Sarınçöğü, keşfedilmeyi bekleyen antik bir ören yeridir. Hitit döneminden kalma çok güçlü bir su kaynağı olan Gökbel Sarınçöğü Muyarı da burada bulunur. Gökbel Dağı'nın Asar tarafına bakan kısmında yer alan ören yeri zamanla 6-7 metre kadar toprağın altında kalmıştır. Büyük ve canlı bir su kaynağı da bulunan bu mevkide eski ören yerleri, ev kalıntıları ve mezarlık vardır.

Rivayetlerde antik yerleşimin 6-7 metre kadar toprak altında kaldığı anlatılmaktadır. Toprak yığınıyla oluşmuş tepenin altında antik demirhane ve darphane gibi yapıların bulunduğu Gencek efsanelerinde anlatılmaktadır. Ancak başka taş ocağı yeri kalmamış gibi, Gökbel Dağı’nın en güzel yerine taş ocağı izni verilmiş ve bölge talana açık hale getirilmiştir.


Gökbel Dağı ve Gencek Dağı arasında kalan derin vadi ana geçitlerden birisidir. Bundan dolayı dağın bu vadiye bakan tarafında da muhtemel bir antik yerleşim veya sur kalıntısı bulunabilir. Dağın vadğye bakan yüzünde, yıkılmış kale surlarını andıran, yer yer işçilik belirtileri taşıyan taş yığınakları bulunmaktadır. Bu vadide Musa Yurdu ören yeri bulunur. Gara Toyuk Muyarı’ndan hemen sonra her iki dağın eteğinde de birer küçük mağara bulunur. 

Gökbel Sarınçöğü Hitit Muyarı, Hitit döneminden kalma en canlı su kaynaklarından birisidir. Üst kısmında sarnıç mahzeni şeklinde yeniden inşa edilmiş su kuyusu bulunur. Ön kısmındaki doğal su havuzu ise beton oluklara çevrilmiştir. Eskiden muyarın solunda, sağında ve çevresinde kullanılmış olan büyük mermer bloklar parçalanarak muyarın yeniden inşasında kullanılmıştır. Çelcede zamanla girişleri kapanmış küçük mağaralar bulunur.  



Gökbel Sarınçöğü Çeşmesi’nin su kaynağının bir havuz şeklinde olması ve parçalara ayrılarak kullanılmış olan mermer taşlar, Hitit kalıntısı olduğunu net bir şekilde göstermektedir. Çeşmenin set duvarının yapımında kullanılan mermer taşlar ise ören yerinden getirilmiştir. Dağın vadiye bakan tarafında zamanla yıkılmış sur kalıntıları vardır.

Ülkemizde Aydın’ın Çine ilçesinde de aynı adla Gökbel Dağı bulunmaktadır. Orda bulunan Gerga antik kenti duyarlı çalışmalar neticesinde maden şirketlerinin talanından kurtarılmıştır. Denizli’deki Gökbel Tepe’nin ise turizme kazandırılma çalışmaları devam etmektedir. Ankara, Kastamonu, Manisa ve Muğla’da Gökbel adıyla yerleşim yerleri bulunmaktadır.

Yusuf Avcu, Gencek Kençek 


[1] Önce, Prof. Dr. Güner; Karaaslan, Prof.Dr. Ahmet; Sosyal Bilimler Dergisi, Dumlupınar Üniversitesi 2010 Sayı 28

Yorumlar