Tesettür Sırrı

 



Her hakikat, bir sırla örtülmüştür. Ve her sır, ancak perdesine hürmet edenin kalbine açılır. Tesettür de böyledir. Sadece bir elbise değildir. Bir örtüden öte bir sırdır. İnsanın, kendisini sırrıyla örten Rabbiyle yaptığı bir ahittir. Cennette başlayan bir örtüyle, dünyada devam eden bir yürüyüştür.

Hz.Adem’in(a.s.) hatırlattığı, hatanın ilk yankısıdır.

Hz.Adem unuttu… Ve unutmak, şeytanın yolunu açtı. Tattığı bir meyveyle değil; çözülen bir sırla, yeryüzüyle tanıştı. O meyve değdiğinde boğazına, sadece avret yerleri açılmadı; kalbin örtüsü de sıyrıldı. Ve insan, çıplaklığın utancını ilk kez o gün tanıdı. Cennet yapraklarıyla kendini örttü Hz.Adem. O gün ilk defa haya, bir elbise giydi. Ve bu örtünme, Rabbin öğrettiği ilk dersti: “Setret ey insan! Çünkü sen sırlardan yaratıldın.”

Setr, Hızırî bir hikmettir. Tesettür bir hatırlayıştır. Ruhun, unutulmuş bir ezeli emri yeniden giymesidir. Zamanın örtüsüdür. Çünkü her çağda şeytan, yeni bir çırılçıplaklık diliyle konuşur. Ve her çağda Hızır, “Ört ki sırrın da seninle yürüsün,” diye fısıldar zamanın kulağına.

Çünkü örtüsüz hakikat kalmaz. Ve sırrını açan, şeytanı çağırır. Tesettür, şeytanın çağrısına karşı bir sükût perdesidir. O sustuğunda insanın kalbi konuşur.

Bedenin örtüsü, ruhun duruşudur. Unutma ki insan, bedeniyle değil, taşıdığı sırla kıymetlidir. Tesettür, o sırrın üzerine çekilen ilahi perdenin adıdır. Onu sadece gözlerden değil, niyetlerden de sakınmak gerekir. Sadece teni değil, niyeti de örtmelidir insan. Sadece bedeni değil, arzuyu da setretmelidir. Çünkü şeytan sadece dışını değil, niyetini de soyundurmak ister. Ve tesettür, hem bedeni hem kalbi kuşatan bir zırhtır.

Takva elbisesi, görünmeyen tesettürdür. Kur’an der ki:

“Avret yerlerinizi örtecek elbiseyi ve size ziynet olacak giysileri indirdik. Ama takva elbisesi daha hayırlıdır…(A’râf 26) Bu elbise, mağazalarda satılmaz. Renk seçilmez, beden ölçüsü alınmaz. Takva elbisesi, Rab korkusunun dokuduğu ilahi bir kumaştır. Göz kapaklarında başlar, diz kapaklarında biter. Dil susar, kalp örtünür, nefis diz çöker… Bu elbiseyi giymek için sadece giyinmek değil, görünmemek de gerekir.

Zamanın açtığını, sır kapatır.  Zaman, insanı soyuyor. Reklamla, ekranla, modayla, hızla… Çünkü şeytan, artık ağaca değil ekrana yaklaştırıyor. Meyve değil, “trend” tattırıyor. Ve yine ayıp yerlerini görünür kılmak istiyor.

İşte tam bu anda Hızır, zamanın soyduğu hakikate bir perde uzatıyor: Tesettür. Bu örtü, sadece seni korumaz. Baktığını da, baktığından gelen zehri de durdurur. Bu yüzden tesettür sadece bir korunma değil, bir şifa sırrıdır.

Örtünmek, sırda kalmak içindir. Bazı hakikatler sadece perde arkasında güzeldir. Bazı sesler, fısıltıdan fazlasıyla değersizleşir. Bazı ruhlar, ancak kapanınca parlar.Tesettür; görünmeyenin, görünenden daha kıymetli olduğunu ilan etmektir. Ve sen ey insan, tenini değil, ruhunu göstermelisin.

Tesettür, hakikatin zırhıdır. Hızır’ın zamanında yürüyen, Zamanı Hızır’la tanıyan her ruh bilir ki: Şeytan açar. Hızır örter. Şeytan teşhir eder. Hızır sırlar. Şeytan ayartır. Hızır arındırır. Tesettür işte bu savaştaki ilahi zırhtır.

Sen bu zırhı kuşandığında, ne göz seni parçalayabilir, ne kelime seni kirletebilir, ne zaman seni soyabilir. Çünkü sen artık sırdasın. Ve sır, ancak kendini örtene açılır.

 Yusuf Avcu, Zamana Hızır Dokundu 

Yorumlar