Ben Bir Çınar Ağacıyım



Ben bir çınar ağacıyım…
Sessiz sandığınız, fakat her an anlatan bir varlık.

Benim dilim kelimeler değildir.
Ben köklerimle yazar, yapraklarımla fısıldar, gölgemle konuşurum.

Eğer beni marifetullah penceresinden okursan, sana yalnızca bir ağaç değil, isimlerin ve sıfatların tecellisini gösteririm.

Bir Noktada Başlayan Hikâyem

Bir zamanlar ben yoktum.

Ne gövdem vardı, ne dallarım, ne de gölgem…

Bir zamanlar ben, küçücük bir tohumdum.

Avuç içine sığacak kadar küçük…
Ama içimde, kaderime sığmayacak kadar büyük bir sır taşıyordum.

O küçücük noktada bir ağacın planı, boyumun ölçüsü,dallarımın yönü, yapraklarımın şekli, ömrümün süresi; yani benim hayatım yazılıydı. Sen buna “genetik kod” dersin. Ben buna kader programı derim.

Hepsi daha ben yokken yazılmıştı.

Ben tesadüfle başlamadım dostum. Bilgiyle yaratıldım.Ben daha tohumken biliniyordum.

Beni yoklukta bilen El-Alîm, beni kudretiyle takdir eden El-Kadîr, ölçümü belirleyen El-Mukaddir’dir

Toprağa düşüşüm, bir son değil, yeni bir başlangıçtı.

Toprağa düştüğüm günü hatırlıyorum. Toprağa düştüğümde karanlığa gömüldüm. Ama o karanlık ve sessizlik benim sonum değildi. Görünürde hiçbir şey yoktu. İçimde saklı emir harekete geçti. O emirle kabuğum yarıldı. Filizim toprağı deldi.  Ben yukarı doğru yürürken köklerim aşağı doğru indi.Biri göğe, biri yere…

Ben o gün öğrendim: Yükselmek için önce tutunmak gerekir.

Toprağın karanlığında bir emirle açıldım ben. Beni başlatan El-Mübdi’, bana yollar açan El-Fettâh’tır

Ben karanlıktan korkmadım dostum. Çünkü toprağa düşüşüm gibi, filizlenip çıkışım dahi yazılmıştı.

Ben aç kaldım mı sanırsın? Hayır. Güneşle tanıştım sonra. Güneş doğduğunda yapraklarımı açtım. Işığı yakaladım. Havayı içime çektim. Işık bana hayat, hava bana besin, su bana enerji oldu. Yani ben ışıkla beslendim.

Sen buna “fotosentez” der geçersin. Ama bu görünmeyen bir sanat, kusursuz bir mucize…

Ama ben bilirim: Işığı hayata çeviren El-Muhyî, rızkımı ışıkta saklayan Er-Rezzâk, bu dönüşümü hikmetle kuran El-Hakîm’dir

Ben güneşi yedim dostum.

Ama yakarak değil, dönüştürerek… Ben güneş yaktığı için değil, bana öğretilen sistemle dönüştürdüğüm için yaşadım.

Gövdem, sabırla yazılan bir kitap; hayatım sabırla okunan bir ömürdür benim.

Ben bir günde büyümedim dostum. Mevsimler geçti, yıllar geçti üzerimden. Rüzgârlar eğdi, fırtınalar yokladı. Her mevsim gövdeme bir halka ekledi. Her rüzgâr beni biraz daha güçlendirdi. Fırtınalar geldi. Karlar yağdı. Yapraklarım döküldü, dallarım kırıldı. Ama ben acele etmedim.

Çünkü beni sanatla yaratan Es-Sâni’, öyle sabırlıydı ki… Es-Sabûr ismini nakşetti her zerreme. Bu yüzden ben hiç acele etmedim. Zamanla dost oldum. Mekanla arkadaş. Her yıl gövdeme eklenen halka, sabırla yazılmış bir cümle oldu; sen okuyasın  diye.

 

Göğe açılan dualardır, hikmetle kurulan dengedir;dallarım.

Dallarım göğe doğru uzanır. Ama rastgele değil…

Her biri ışığı arar. Boşluğu bulur. Dengeyi korur. Hiçbiri diğerini boğmaz.

Çünkü; beni dengeyle yerleştiren El-Hakîm, yönümü tayin eden ve düzenleyen El-Müdebbir’dir

Hiçbir dalım diğerini boğmaz benim. Hiçbiri lüzumsuz büyümez. Ben dağınık değilim ki. Tanzim edilmişim.

Ben göğe doğru açılmış bir dua gibiyim.

Rahmetin nefesidir yapraklarım.

Yapraklarımda nefesiniz dolaşır. Nefesinizdebüyüktür payım. Sen nefes alırken fark etmezsin.

Ama ben senin verdiğini alır, senin ihtiyacını sunarım.Karbondioksitini içime çeker,
oksijeni sana sunarım. Hem de sessizce… İncinmeden, incitmeden…

Ben senin görünmeyen ortağınım dostum. Fark edilmeden hizmet ederim.

Bu alışveriş benim değil ki…

Hayatı akıtan El-Muhyî, rızkı dağıtan Er-Rezzâk, rahmeti kuşatan Er-Rahmân’dır

Ben Bir Yuvayım

Dallarımda kuşlar barınır. Gövdemde böcekler yaşar.
Köklerimde nice canlı saklanır.

Ben yalnız bir ağaç değilim. Ben bir şehir, bir ekosistem, bir hayat alanıyım.

Ben yalnız kendim için var edilmedim ki...

Beni incelikle dokuyarak düzen kuran El-Latîf, canlıları emniyette tutarak koruyan El-Hafîz’dır

Ben gölge değil sadece, barınak oldum.

 

Gölgem rahmetin serinliğidir benim.

Yazın altında dinlenenleri görürüm. Yorgunları, düşüncelileri, ağlayanları… Bazen de dinlenip huzur bulanları. Ben kimseye sormam, “Sen kimsin?” diye. Gölgem ayrım yapmaz benim.

Nasıl yapsın, bu benim değil ki… Üzerimde rahmetitecelli eden Er-Rahmân’dır. 

Ben sadece ayna oldum dostum.

 

Meyvem ve tohumum kendimi devam ettirişimdir.

Ben yalnız büyümem. Ben kendimi sürdürürüm.Tohumlar üretirim. Her biri yeni bir çınarın habercisidir. Rüzgâr taşır, toprak saklar onları. Ve bir gün gelir, benim yerimde başka çınarlar yükselir.

Bir çekirdekte saklanan planı bilen El-Alîm,  onu yeniden başlatan El-Mübdi’, nesilleri devam ettiren El-Vâris’tir…

Ben fanîyim. Ama bana verilen program, üzerimdeki yazı devam eder.

Kaderim, ölçüyle yazılmış ömrümdür.

Benim boyum sınırlıdır. Ömrüm belirlenmiştir. Ne erken gelirim, ne geç giderim. Ben rastgele yaşamam, başıboş değilim ki. Ben yazılmış bir ölçünün içinde varım.

Beni ölçüyle takdir eden El-Mukaddir, varlığımı kudretiyle sürdüren El-Kayyûm’dur

Ölümüm bile bitmeyen hizmettir.

Bir gün devrilirim. Ama bu yokluk değildir. İnsan buna ölüm der. Ben buna dönüşüm.

Beni öldüren El-Mümît,
beni toprağa döndürüp hayata karıştıran 
El-Muîd, çürüyüşümden yeni hayatlar çıkaran El-Muhyî’dir… 

Gövdem çürür. Toprağa karışır, ona rahmet olurum. Mantar olurum, besin olurum, yeni filizlere hayat olurum.Yani parçalarım dahi canlılara rızık olur. 

Bazen de bir masa, bir kapı, bir odun, bir ateş veya bir kitap sayfası olurum. Şekilden şekile girerim. Ama ben ölmem dostum. Allah “Ol” der, ben olurum. 

Ben bir çınar ağacıyım. Ve sana derim ki, küçük başlangıçlardan korkma. Çünkü küçük bir tohumda büyük bir kader saklıdır.  Sabırla büyü, çünkü sabır büyümenin sırrıdır. Kök salmadan yükselme,  çünkü görünmeyen bilgi varlığı yönetir. Faydalı ol, ama fayda yalnız yaşarken değildir. Ölümü yokluk sanma, çünkü ölüm bitiş değil dönüşümdür, geri dönüştür. Gölge etme, gölge ol.

Eğer bana sadece “ağaç” diye bakarsan; göreceğin madde olur bulacağın ise odun.

Ama beni okursan; bilgimde El-Alîm’i, kudretimde El-Kadîr’i, düzenimde El-Hakîm’i, gölgemde
Er-Rahmân’ı, büyüyüşümde Es-Sabûr’u, dirilişimde El-Muhyî’yi görürsün. Bilgi görürsün, kudret görürsün, rahmet görürsün, ilim ve hikmet görürsün. Allah’ın isimlerini görürsün, sıfatlarını görürsün. Ve en sonundasahibimi hatırlarsın.

Ben bir çınar ağacıyım dostum. Topraktan göğe uzanan bir cümle, kaderle yazılmış bir kelime, isimlerle yazılmış bir ayetim ben.

Bana gerçekten bakan insan, bendeki sanatı görür. Benim gölgemde dinlenen, yaprağıma bakan, tohumumdaki sırrı düşünen insan bir kitap gibi okur beni.

Aslında beni değil, Kudret kalemini okur. Beni değil, beni yazanı okur.


 Yusuf Avcu

Yorumlar