Bir Çınar Ağacını Okumak



Dostum…

Gel, bir çınarın gölgesine oturalım. Acele etmeden, hüküm vermeden, sadece bakmayı değil okumayıdeneyelim. Çünkü bakmak görmek değildir; görmek anlamak değildir. Anlamak ise çoğu zaman okumayı gerektirir.

Karşımızda duran bu çınar…
Sessiz bir varlık gibi görünür. Oysa o, köklerinden yapraklarına kadar yazılmış 
canlı bir metindir.

Çınara uzaktan baktığında önce heybetini fark edersin.Gövdesi kalın, duruşu vakur, dalları göğe doğru açılmıştır. Asırlara meydan okuyan bir sükûnet taşır üzerinde. Fırtınalar görmüş, mevsimler devirmiş, nice insanın gelip geçtiğine şahit olmuştur. 
Ama dostum… O yalnız bir ağaç değildir.

Bu ağacı bu kadar heybetli yaratan, büyüklüğü varlığın içine sessizce yerleştiren El-Kebîr’dir.

Azametini bağırmadan hissettiren, vakarı gövdesinde konuşturan El-Azîm’dir.

Ağaç büyüklüğüyle övünüp bağırmaz. Gösteriş yapmaz. Sadece “Ol” emrine ayna olur. Gerçek büyüklük de böyle değil midir?

Yaklaş biraz… Elini çınarın gövdesine koy. O pürüzlü kabukta yalnızca bir doku değil, zamanın katmanlarını hissedersin. Her çizik bir yıl, her çatlak bir mevsim gibidir. Dikkatli bak dostum… Ağacın yaşını mı görüyorsun, kudretin imzasını mı?

Bir düşün: Bu devasa yapı, küçücük bir çekirdekten nasıl yükseldi? Nasıl oldu da incecik bir filiz, tonlarca ağırlık taşıyan bir gövdeye dönüştü?

Bu ağacı bu kadar güçlü kılan, her şeye gücü yeten El-Kadîr’dirKudreti ölçüyle işleten, gücü yerli yerinde tecelli ettiren El-Muktedir’dir

Odun deyip de geçme dostum. Odun dediğin şey, kudretin katılaşmış hâlidir.

Başını kaldır dostum... Dalların göğe doğru açılışına bak. Hiçbiri diğerine çarpmaz. Hiçbiri rastgele dağılmaz. Hepsi ışığı arar, boşluğu bulur, dengeyi korur. Söyle şimdi: Bu düzen tesadüf olabilir mi?

Her işi hikmetle yapan El-Hakîm’dir. Bütün bu tedbirin, ölçünün ve düzenin sahibi El-Müdebbir’dir.

Dallar yalnız büyümez dostum; yerleştirilir. Ve her dal, gölge olur birine.

Gördün mü, rahmeti ile her şeyi kuşatan Er-Rahmân’ın tecellisini? Fark ettin mi, Er-Rahîm’in incelikli merhametini?

Çınar gölgesini esirgemez. Kim geldi diye sormaz.

Bir yaprağı eline al. İncecik damarlar… Kusursuz bir geometri… Işığı yakalayan hassas yüzeyler… Her biri adeta minyatür bir fabrika.

Fotosentez dediğin şey, ilâhî sanatın bilim dilindeki adıdır.

O diriliği, canlılığı, hayatı veren El-Muhyî’dir. Varlığın her zerresini rızıklandıran Er-Rezzâk’tır. 

Yaprak, güneşi yer dostum. Işığı besine çevirir.Hayatın nefesi olur. Sessizce…

Şimdi görünmeyeni düşün dostum... Toprağın altında uzanan kökleri…

Görmezsin, ama ağaç onların üzerinde durur. Kökler yumuşaktır, esnektir;
Ama öyle bir kudretle iş görür ki, kayaları deler, toprağın sertliğini aşar.
Su ve gıdayı arar, bulur, ayrıştırır, ihtiyaç duyulanı gövdeye taşır. Fırtınaya direnci, kuraklığa sabrı, toprağa bağlılığı… Hepsi görünmeyen köklerde saklıdır.

Görünmeyeni var eden El-Bâtın’tır. Görünmeyen ama varlığı kesin olan, her şeyi ayakta tutan El-Kayyûm’dur.

Kökler bize şunu öğretir: Görünmeyen, görüneni taşır.Sabır ve akıl birlikte işler; görünmeyen çalışır, görünene hayat verir.

İnsan için de böyle değil mi dostum? İnanç görünmez… Ama hayatı ayakta tutar.

Bu çınar var ya dostum; yazın yemyeşil, kışın çıplaktır.Ama soğuktan ölmez. Yaprak döker, yeniden açar. Kurur gibi olur, ama baharda yeniden dirilir.

Düşünsene dostum… Bize hangi dersi verir bu döngü? 

Ölümü yaratan El-Mümît’tir. Diriltip, yeniden hayat veren El-Muhyî’dir.

Ölüm bile yokluk değildir. Bir geçiştir. Ve bak dostum… Çınar hiç üşenmeden bunu her yıl anlatır bize.

Bir çınar acele büyümez. Yıllarla yükselir. Sessizce kalınlaşır. Gürültüsüzce kök salar. Ona bu sabrı veren,sonsuz sabır sahibi Es-Sabûr’dur.

Çınar zamanla kavga etmez dsotum. Zamana teslim olur.

Güneş yaprakların arasından süzülürken oluşan ışık oyunlarına bir bak hele... Renkler, gölgeler, titreşimler…

Bu yalnızca botanik deği dostum. Bu estetik, ilahi bir sanat. 

O sanatın nakkaşı Es- Sani’dir. Güzelliğin kaynağı El-Cemîl’dirŞu kusursuz şekli ve sureti veren El-Musavvir’dir.

Her yaprak bir tasarım. Her dal bir kompozisyon.

Çınar konuşmaz dostum… Ama öğretir. Ve der ki: Kök salmadan yükselme. Sabırlı olmadan kalınlaşma. Rahmet olmadan gölge olma. Ölümü tatmadan dirilişi anlama.

Dostum…

Bir çınara sadece “ağaç” diye bakarsan odun görürsün.
Ama onu marifetullah penceresinden okursan; ondaki azameti görürsün, kudreti görürsün, hikmeti görürsün, rahmeti görürsün, sanatı görürsün.

Ve en sonunda, sahibini görmeye başlarsın.

Kâinat büyük kitaptır dostum. Çınar, o kitabın bir sayfası.

Ve insan… O sayfayı okuyabildiği ölçüde ârif olur.

Dostum… Bir çınarı sadece ayakta dururken okuma. Onu diri hâliyle de, ölü hâliyle de anlamaya çalış. Çünkü kâinatta hiçbir varlık yalnızca yaşarken kıymetli değildir.
Hakikat, varlığın her hâlinde saklıdır.

Çınarın diri hali rahmetin gölgesidir. Yazın kavurucu sıcağında çınarın altına sığınan insanı düşün…
O geniş taç, yalnızca yaprak değildir; adeta açılmış bir rahmet kubbesidir. 
Er-Rahmân burada görünür. Çünkü gölge ayrım yapmaz. Yorgunu da dinlendirir, yolcuyu da serinletir, kuşu da korur.

Dostum, çınar nefes alır, nefes verir. Bizim verdiğimiz karbondioksiti alır, bize oksijen sunar.
İnsan fark etmese de ağaçla arasında sürekli bir alışveriş, görünmeyen bir hayat bağı vardır. Hayatı veren 
El-Muhyî, hayatın sahibi El- Hayy, rızıklandıran Er-Rezzâk’tır.
Ağaç, havayı temizlerken aslında hayatı incelikle dokur.

Dallara dikkat et… Orada kuş yuvaları, böcek kolonileri, örümcek ağları ve küçük canlıların saklanma alanları vardır.Çınar tek başına bir ekosistemdir. Bu ince düzeni kuran El-Latîf’tir. O varlıkları koruyup gözeten El-Hafîz’dır.
Ağaç, kendisi için yaşamaz; nice canlının evidir.

Yaprak, meyve, kabuk… Bazı türler için gıda, bazıları için şifa olur. İnsan tıbbı ve geleneksel bilgilerde ağaç parçaları nice derde deva olmuştur. Canlılara şifa veren Eş-Şâfî’dirBazen şifa ilaçta değil, bir yapraktadır.

Kökler toprağı tutar, erozyonu engeller, nem dengesine katkı sağlar. Bir çınar yalnız kendini değil, toprağı da ayakta tutar.Her şeyi ayakta tutan El-Kayyûm’dur.

Çınarın ölü halini düşün dostum… Bitmeyen hizmettir. 

Bir gün çınar devrilir. İnsan buna “ölüm” der. Ama kâinat buna “dönüşüm” der. Toprağa dönüş yeni hayatın başlangıcıdır.

Çürüyen gövdeyi düşün. Mantarlar, bakteriler, böcekler… Hepsi ağacı parçalar. Ağaç çözülür, toprağa karışır. Ve o toprakta yeni filizler, yeni bitkiler, yeni çiçekler yükselir.
Başlatan
 El-Mübdi’dirYeniden döndüren El-Muîd’dir.Ölüm burada yokluk değil, dağılıştır.

Ölü ağaç; böceğe yuva, mantara beden, larvalara besin olur. Bir zamanlar gölge veren gövde, şimdi görünmeyen canlıları besler. Şekil değiştirerek kesintisiz rızık veren Er-Rezzâk’tır.

Ağaç kesilir… Mobilyaya, eve, ısıya, kâğıda veya sanata dönüşür. Kesildiğinde bile insan hayatına dokunur. Karşılıksız veren El-Vehhâb’tır.

Odun yanar, ısı olur, ışık olur. Bir zamanlar güneşi toplayan çınar, şimdi ateşle ısı verir.
Her hâlde hizmet devam eder.

Kâinatta “işe yaramaz ölüm” yoktur. Çınar yaşarken gölgeydi,ölünce toprak oldu, toprakta hayat oldu. Hiç bir şey israf olmadı. Hikmet sahibi El-Hakîm’dir.
Her hâl yerli yerinde, her varlık değerli.

Bak dostum… Çınar bize ne fısıldıyor? Yaşarken faydalı ol, gölge ol, barınak ol, nefes ol; 
Ama bil ki: ölüm bile hizmettir. Yokluk yoktur, dönüşüm vardır. 

Bir çınarı okumak, sadece gövdesine bakmak değildir. Onun yaşarken rahmet, ölürken hikmet oluşunu görmektir. Hakikat ehli için ölümün bile kesintisiz bir verme olduğunu anlamaktır. Bir çınarı okumak, okuduğunu anlamak, anladığıyla yaşayan bir çınar olmaktır.

Dostum…
Biz çınar ağacını böyle okuduk. Onun gövdesini, dallarını, köklerini, yapraklarını ve ölü hâlini okuduk. Ama istersen bir de ondan dinleyelim…
Bakalım o bize ne söyleyecek?

Çünkü bazen okumak yeterli değildir, dinlemek gerekir. Sessiz bir ağacın fısıltısını duymak, yaşadığı bütün ömrüyle sana öğreteceklerini almak demektir.

Ve belki de o, kendi dilinden şöyle fısıldayacaktır: “Dostum… Sabret, kök sal, gölgeni paylaş, hayat ver… Ölüm bile bir başlangıçtır. Ben buradayım, her zerremde Rabbimi gösteriyorum.
Okuyan gözler seni, senin gözlerin beni anlayacak.”

 

Yusuf Avcu

Yorumlar